SERFİCE
Desen, renklerin ve birim biçimlerin (floral, geometrik, serbest, dokusal, çizgisel), çeşitli yöntemler kullanılarak bir araya gelmesiyle oluşur. İnsanoğlunun neredeyse korunmaya duyduğu ihtiyaç kadar eski bir tarihe sahip olan desenler, geçmişten günümüze kuşaklar arasında bir iletişim aracı olarak kullanılmıştır. Başta kullanılan simgeler ve semboller bir hikayeyi, inanılan şeyi simgelerken, insanoğlunun yerleşik düzene geçmesiyle, statü, zenginlik ve bazen de hiyerarşi göstergesi haline geldi. Semboller ve simgelerle başlayan ve zamanla kültürün de bir parçası haline gelen desenler, insan doğasını, inançlarını, korkularını, umutlarını, kendi deneyimlerini simgelediği bir uzantıydı. Örneğin; Hintlilerde fil desenin ön planda olması, Afrikalıların vahşi hayvan desenlerini özellikle vurgulamaları, kuzey ülkelerinin doğanın bitkisel kısmını betimlemeleri yöresel olarak da farklı desen türü anlayışlarını oluşturdu. Her ne kadar eski dönemlerde başka amaçlarla kullanılmış olsa da, baktığınız zaman bu desenler günümüz desen modasında güncelliğini hala korumakta.
Desen 101
Günümüzdeki kullanım şekli eskisi gibi olmasa da, desenlerin kişiler ve giysiler hakkında ipucu verdiğini düşünüyorum. Etrafımdaki insanları düşününce aslında kişilikleriyle, giydikleri renkli ve desenli şeylerin enerjilerini ve zevklerini yansıttığını gözlemliyorum. Siz de etrafınızdakileri düşünebilirsiniz. Hayatımızdaki ilgi alanlarımız ve işlerimiz ister istemez seçimlerimizi de etkiliyor. Mesela annemi düşündüğümde, belki çiçeklerle çok ilgili olduğu için onu çiçek desenleriyle ve pastel renklerle özdeşleştiririm. Bazılarında sadece çizgiler ve koyu renkler, bazılarında canlı tonlar ve çocuksu desenler gibi… Etrafımdaki insanları hayal ettiğimde etkilendikleri, hoşlarına giden seçimleri ve işleri dışında, yaparken zevk aldıkları çalışmaları kafamda renk ve desen seçimleriyle kodladım sanırım.
Tasarımcıların işlerine baktığımızda da böyledir. Onların da kendilerine ait materyal, renk ve desen kodları vardır. Bir markanın alt metnini okumanın en keyifli tarafı da kumaşların üzerindeki ipuçlarını takip etmektir. Yapılan tasarımları incelediğimizde desenin, -doğru kullanılan kalıp ve kumaşla birlikte- koleksiyonlara yön veren önemli bir unsur olduğunu görebiliriz. Genellikle baskı olarak kullanılsa da, işleme, nakış, dokuma olarak da çok rastlarız. Bu şekilde saydığımızda kulağa az gelse de bizi bekleyen sınırsız bir dünya vardır. Ekoseler, etnik desenler, kolaj, batik, hayvan desenleri… ve daha sayamadığımız birçok desen. İlham kaynağı ve yaratıcılık bir araya geldiğinde ise iki dünya arasındaki buluşma her seferinde bambaşka şekillerde, bambaşka bir etki yaratarak karşımıza çıkıyor. Çünkü herkesin bir objeyi ya da konuyu yansıtma biçimi kişiye özeldir.
Hepsini tek tek incelemek biraz zor olsa da en azından birkaçı üzerinden gidebiliriz. Genellikle çiçekler, hayvan desenleri, çizgili ya da geometrik desenler en çok kullanılan desen türleri olarak karşımıza çıkar. Her dönem ve her jenerasyona farklı şekillerde ilham kaynağı olan bu desenleri incelediğimizde aslında bunun bir sonu olmadığını anlayabiliriz.
Optik İllüzyon
Çizgi, her dönem farklı amaçlara hizmet ederek anlamlandırılmıştır. Taşıdığı nitelik bazen biçimsel bazen anlamsal olarak karşımıza çıkar ve insanlık tarihi için iletişimin yapı taşlarından birini oluşturur. Geçmiş dönemdeki tarihi kalıntılara bakarsak çizgiyle oluşturulan şekiller bilgi, teknik, estetik ve tarih anlamında bizim için yol gösterici olmuştur ve hala olmakta. Bu anlamda çizginin birçok alanda olduğu gibi, desen tasarımında da en temel öğelerden olduğunu söyleyebiliriz.
Tekstildeki başlangıcı ise, insanoğlunun yerleşik düzene geçmesiyle başlar. Doğal liflerin yatay ve dikey(atkı ve çözgü) olarak birleştirilmesi( dokuma), çizginin yapısal anlamdaki ilk örneklerini vermiştir. Özellikle çanak- çömlek üzerindeki çizgi desenlerinin, dokumadaki iplik hareketlerine benzediği düşünülür. Çizgilerin bu kadar etkili kullanılma sebebinin ise dokumayla ilgili uğraşların gelişmesi olarak yorumlanır.
İnsanoğlu geliştikçe değişti, değiştikçe etrafında gördüklerine de farklı anlamlar yükledi. Bugün her ne kadar çizgiler kıyafetlerimiz için hareketten ibaret olsa da, eskiden bu kadar basit bir anlam ifade etmiyordu. Ortaçağ sonlarında bazı ülkelerde giyim kararnameleri vardı. Bu kararnameye göre fahişelerin, soytarıların ve hokkabazların ya tamamen çizgili bir elbise giymeleri ya da üzerlerinde çizgili bir giysinin bulunması gerekiyordu. Çizgili kıyafetler ortaçağ için farklı, erdemsiz, kirli, saldırgan, ahlaksızlık demekti.
1700’lü yıllarda ise tutuklu ve suçları ağır olan mahkumlara giydirilmeye başlandı. Sadece özgürlüğü kısıtlamak değil, bazen de deli ve kaçıkları toplumdan dışlamak için de kullanılmıştır. Kısaca farklı olan her şeyin bir nevi damgalandığı ve dışlandığı zamanlardı.
Zaman geçtikçe, neyse ki insanlar bu gereksiz zorunluluktan kurtuldu ve çizgileri sadece biçimsel anlamda ifade etmeye çalıştı. Amaç ise insanları çizgiyle ayırmak değil, çizginin görsel etkisi üzerine çalışmalar yapmaktı. Geleneksel yönü ve tarihiyle, her dönem farklı yorumlanan çizgiler, sanat ve tasarım alanında daha çok optiksel anlamda kompozisyonların içinde yer aldı. Bu anlamda çizgilerin farklı malzemeler ve renklerle yatay, dikey, diyagonel kullanılmasının, optiksel ve psikolojik bir etki yarattığını söyleyebiliriz. Çizgi konusu derin bir konu ve kısaca anlatmaya çalıştım. Belki başka bir yazıda sadece çizgi üzerine konuşuruz. Eğer bu konuyla ilgili bilgileri merak ederseniz, size başlangıç olarak benim de bu yazıda yararlandığım, ‘Michel Pastoureau - Şeytan Kumaşı: Çizgilerin ve Çizgili Kumaşın Tarihçesi’ kitabını tavsiye edebilirim.
Lanvin
ilkbahar/ yaz- 2017
Thom Browne
ilkbahar/ yaz- 2018
Peter Pilotto
sonbahar/ kış- 2014
Doğanın İzdüşümü
Bitki ve çiçekler, desen tasarım tarihinin başından itibaren hala ilham kaynağı olarak kullanılır. Bunun en zengin örneklerine kendi tarihimizde de rastlarız. İslamiyet sonrası dönemde, putperestliği sembolize ettiği inanışı nedeniyle, insan figürleri yasaklanmaya başlandı. Bu sebepten ötürü doğaya yönelen sanatçılar, doğayı aynen taklit etmek yerine stilize ederek desen oluşturmaya başladılar. İslamiyet sonrası işlere dikkat ederseniz geometrik, bitkisel ve hayvan desenlerine göre insan figürünün daha az çizildiğini görebilirsiniz. Bu konuda gittikçe ustalaşan sanatçılar mükemmellik derecesine ulaşan desenler çıkararak, kumaş süsleme sanatının gelişmesine katkı sağladılar. Türk kumaşlarının çeşitli natüralist stildeki kompozisyonları, Türk sanatının başarılı örneklerini günümüze kadar taşımıştır.
Çiçek deseninin bir diğer temsilcisine ise 19.yy Victoria dönemi İngiltere’ sinde Art Nouveau akımında rastlarız. Aslında daha çok mimaride iç ve dış mekanlarda kullanılmış olsa da bitki ve çiçeklerden bolca ilham alan bu akım modaya da ilham olmuştur. Kadınların daha süslü, aksesuarların çokça kullanıldığı, desenlerin el işçiliğiyle kumaşlara işlendiği ve basıldığı, çiçek desenlerinin etrafı sardığı bir akım olarak karşımıza çıkar.
Bundan sonraki akımlarda, karşıt görüşlü bakış açıları ve yaşanan toplumsal sıkıntılardan dolayı sadeleşmeye gidilen durumlar yaşandı. 2. Dünya savaşından sonra gelen sadelik, kemer sıkma dönemleri insanları belli bir kalıba sokmaya başladı. Yaşanan standartlaştırma, birbirine benzer şeyleri beraberinde getirdi ve her şey için geçerliydi. Modadaki yansıması ise mükemmellik üzerineydi. 50’li yıllarda televizyonların eve girmesiyle diziler, filmler ve reklamlar insanların nasıl olması ve yaşaması gerektiğiyle ilgili ( kolaylık, rahatlık ve maddi zenginlik) direktif veriyordu. Ama bu standartlar herkese uymamaya başladı ve 60’lara gelindiğinde yeni jenerasyon buna ayak uydurmak istemiyordu, sunulan standartları sorguluyordu. Yeni gençliğin zindelik ve özgürlük anlayışı, toplumunun katı muhafazakarlığı ile çakışıyordu. Bu durum da rock and roll gibi gençlik odaklı, yeni kültürel fenomenlerin oluşmasına yardımcı oldu. Bu zamana kadar ebeveynleri gibi giyinen gençler, artık anne ve babaları gibi giyinmek yerine kendi tarzlarını bulmaya çalışıyordu.
Geçen zaman içerisinde desenler, eskisi kadar etkili olmasa da, yukarıda üzerinde durduğumuz dönemlerden sonra, 70’ ler başına gelindiğinde gençliğin, eski moda akımlarına karşı duyduğu ilgi yeni dönem modasının gözdesi oldu. Sandıktan çıkan, yeniden canlandırılan Art Nouveau’nın akıcı, sarmal formları yeni gençlik arasında en çok tutulan desenler arasındaydı.
Çiçek desenlerinin en fazla karşımıza çıktığı tasarımlar ise parlak renkli kumaşlara uyarlandı. Özellikle erkeklerin farklı desen kullanımı ilham verici, havalı ve şaşırtıcıydı. Hala tasarımcılara tarzlarıyla ilham kaynağı olan, desen modasını kendine yakıştıran isimlere baktığımızda Jimi Hendrix, Elton John, Cher gibi şahsına münhasır yıldızların olduğu uzayan bir liste çıkıyor karşımıza.
Elton John
Cher
Jimi Hendrix
Av Sezonu
70’lere doğru feminizmin yükselişi, değişen hareketli ve sosyal yaşamdan dolayı haute couture giyime karşı olan tavrın değişmesi ve kürk protestolarının gerçekleşmesi moda sektörünü başka bir boyuta taşımıştı. Ekonomik sıkıntılar ve kürk karşıtı tavırdan dolayı, yeni geliştirilen sentetik kumaş bu sektörün kurtarıcısı olmuştu. Bu gelişmeyle birlikte hem hayvanların hayatı kurtulmuş hem de desen üretimi kolaylaşmış ve ucuzlaşmıştı.
Aynı zamanda film ve müzik dünyasındaki dalga geçen, eğlenen, ciddiyetsiz tavır, farklı bir yaşam tarzı ve rol modellerin ortaya çıkmasında etkili oldu. Kuralları bozmak yeni kuraldı. Üstelik bu süreçte erkekler de vahşiliklerini yeniden kazanıyordu, aynı dönemin pop, rock ve punk kültürünün arası da hayvan desenleriyle hiç fena değildi.
Steven Tyler
Debbie Harry
Barış Manço
Logomania is the New Black
Ve son birkaç yıldır revaçta olan, yeni desenimiz logomania ( logo desen) trendi şapkadan, çantaya, kıyafetlerden, maniküre kadar her yere sıçramış durumda. Baştan aşağı giyilen logo desenlerin sevildiğini söylemek yanlış olmaz. Artık logosunu en cüretkar şekilde karşımıza çıkaran markalar yer alıyor ve bütün sektörü peşinden sürükleyen bir akıma dönüşüyor. Hiçbir şeyin fazla olmadığı bu trendde markalar da logolarıyla oynamakta bir sakınca görmüyor. Markanın tanımladığı kimliğe ait olmak isteyen tüketici ise bu akıma severek dahil oluyor. Logoların desenlere büründüğü halini bir statü göstergesi olarak kabul ediyor. Artık birçok tüketicinin ayaklı bir reklam panosuna dönüştüğünü söyleyebiliriz.
Sezonları incelediğimizde farklı kumaş çeşitleri üzerinde çalışılmış desen yelpazesinin ne kadar geniş olduğunu ve bahsettiğimiz baskı çeşitlerinin farklı kumaşlardaki duruşunu gözlemleyebiliriz. Bunun en belirgin örneklerini benim de severek takip ettiğim, deseni doğru materyallerle bir araya getiren markalar üzerinden inceleyelim.
Missoni
Hiç kuşkusuz desen denince akla ilk gelen markalardan biri. Triko tasarımların üzerinde, sanki bir kaleydoskobun içinden bakıyormuşuz hissi uyandırıyor. Kullandığı zigzaglar, folklorik desenler ve dokulu kumaşlar üzerindeki ustalığını kontrast renklerle harmanlayan Missoni, her sezonun ilgi çeken tasarımları ve kampanya çekimleriyle moda dünyasındaki yerini korumakta.
Balmain
sonbahar/ kış-2018
Fendi
kapsül koleksiyon-2018
Dior
sonbahar/ kış-2020
Karma-şık
ilkbahar/ yaz-2002
sonbahar/ kış-1996
ilkbahar/ yaz-2018
Etro
Şal desenle özdeşleşen, tasarımlarında bu geleneksel ve klasik motifi her sezon güncelleyen bir marka çıkıyor karşımıza. Öyle ki hala koleksiyonlarıyla moda severlerin dikkatini çekiyor. Tabi ki sadece şal desen üzerinde çalışmıyorlar. Farklı desen ve renklerle uyumlu bir kolaj hazırlayarak, demode gibi görünen bu motifle egzotik bir atmosfer yaratıyor.
resort 2020
sonbahar/ kış-2019
sonbahar/ kış-2020
Dries Van Noten
Tesadüflerden ve onların yarattığı güzellikten beslenen Dries Van Noten, her defilesinde şaşırtmayı seven bir tasarımcı. Bunu da kendine has bakış açısı ve tarzla, sakin adımlarla ilerleyerek gerçekleştiriyor. Günümüz moda tasarımcılarından daha farklı bir çizgide duran Noten, diğer markalarda gördüğümüz aşırılıktan, gösterişten ve büyük reklam kampanyalarından uzak kalarak kendine özgü kurallarıyla oyuna dahil oluyor. Noten’ i çekici kılan da bu yaklaşımını hem kişisel hayatına, hem de koleksiyonlarına yansıtıyor oluşu. Koleksiyonlarına baktığımızda çiçek bahçesini andıran renkler ve desenler görürüz; bazen soluk, kirli bir görünüm bazen de yeni açmış çiçekler kadar taze ve canlı… ve onlara eşlik eden ekoseler, işlemeler, nakışlar koleksiyonu daha da zenginleştiriyor. Hepsini birleştirdiğimizde belki gözünüze korkutucu gelebilir ama Noten bunu gösterişten uzak ve ustalıkla seyirciyle buluşturuyor.
ilkbahar/ yaz- 2016
sonbahar/ kış- 2015
sonbahar/ kış 2016
Hocam İstediğimiz Desenden Başlayabilir miyiz?
Evet, başlayabilirsiniz çocuklar.
Etrafımızda, dokunduğumuz, gördüğümüz her şey aslında bir desenin parçaları. Doğanın bitmek tükenmek bilmeyen canlılığı da onu, bizler için sınırsız bir kaynak haline getiriyor. Düz bir zemin üzerinde hareketli bir şeyler görmek bir anda baktığımız şeye başka bir gözle bakmamızı sağlayabiliyor. Hayatımıza canlılığı, enerjiyi, hareketliliği getiriyor ve yaşadığımız yeri şekillendiriyor. Sanki bunu yaparken bir kolajı tamamlıyoruz gibi, her parçayı birleştirdiğimizde ise bu birleşim bizi yansıtan bir şeye dönüşüyor. Bizler de desenin bir parçası haline geliyoruz.